BİZLER ATATÜRK MİLLİYETÇİSİYİZ

Kardeşçe yaşamamız gereken bu güzelim ülkede kasıtlı bir şekilde öğretilmediği için Atatürk milliyetçiliği kavramını öğrenmekten yoksun kalmış herhangi bir etnik kimlik mensubu vatandaşımız ön yargılı bir şekilde Türk kavramına düşman olabileceği gibi ben bir Türk’üm diyen bir vatandaşımız da herhangi bir etnik kimliğe düşman olabilmektedir…

Aslında bu sadece bizim ülkemize mahsus bir durum değil tekâmül etmemiş birçok ülkenin sorunudur. Bu sorunun temeli ise o ülkede yaşayan bireylerin tarihlerini iyi bilmemeleri, bunu mikro milliyetçilik üzerinden oya tahvil etmek isteyen siyasetçiler ve bu zafiyeti fırsata çevirip toplumsal kaos yaratmak isteyen emperyalizmdir…

Öyleyse gelin hep birlikte bu cehaletten ve gereksiz düşmanlıktan kurtulalım…

Öncelikle şunu belirmek isterim ki Türklük bir etnik kimliğin adı değildir... Bunu bilahare müteakip yazılarımda kaleme alacağım…

Şimdi gelelim asıl konumuz olan Atatürk milliyetçiliği kavramına…

Atatürk milliyetçiliği, 1924 Anayasası'nın 88. maddesinde ve Atatürk İlkeleri'nde de belirtilmiş olan, din ve ırk ayrımı gözetmeksizin, ulus tanımını kimlik ve siyasi birliktelik değerlerine dayandıran sivil milliyetçi bir vatanperverlik anlayışıdır…

Batılı ırkçı akımların tesirinde yazılan tüm tarih kitapları Türkleri göçebe, istilacı, barbar şeklinde tanımlamıştır.

Batılı tarihçiler M.Ö. 5.000 yıllarında Anadolu, Mezopotamya ve Asya'da ortaya çıkan medeniyet izlerinin keşfinden önce, Antik Yunan Medeniyetini kendi medeniyetlerinin odağına oturtuyordu.

Artık ırklar arasında bugün görülen farkların tarih açısından pek bir önemi kalmamıştır. Zira 1980’li yıllardan itibaren genetik araştırmalar ön plana çıkmış ve ezber bozulmuştur. Aynı coğrafi şartlarda benzer zorluklar içinde yaşayan farklı ırklar dış görünüm olarak birbirine benzese de aynı ırktan olduğu halde farklı coğrafi şartlarda farklı zorluklar içinde yaşayan aynı ırklar dış görünüm olarak birbirine benzememektedir. Detayını merak edenler Google’dan genotip ve fenotip kavramlarının manasına bakarak ne demek istediğimi anlayabilirler.

Bu coğrafyada kimin kiminle aynı ırktan olduğunu söylemek artık tarihçilerin değil sadece genetik biliminin işidir. Bunu bir siyasetçi olarak değil konunun uzmanı bir adli tıp hocası olarak söylüyorum. Zira yıllarım bu coğrafyada kimliklendirme çalışması yaparak geçti. Atatürk bunu daha genetik bilimi inkişaf etmeden görebilen nadir kişilerden biriydi.

Şimdi gözlerinizi açın ve aşağıda yazdıklarımı okuyarak yarından itibaren asırlarca aynı harman yerinde savrulduğunuz coğrafi kardeşlerinizle sarılmaya hazırlanın…

Çok kitap okuyan ve tarihe ilgisi olan Mustafa Kemal Atatürk, bilimsellikten uzak ve ırkçı yaklaşımla yazılmış batılı tarih kitaplarından rahatsız olmuştu…

1929 ve 1930 yıllarında iki gece hiç uyumadan üzerine notlar alarak ciltler dolusu kitap okuduğu oluyordu. Yeni çıkan yabancı kitapları veya bunların özetlerini uzmanlara çıkarttırıp okuyordu...

H. G. Wells'in "Dünya Tarihinin Ana Hatları" eserini bitirince hemen Türkçeye çevrilmesini istedi…

Tarihteki Türk uygarlıklarının, medeniyetlerin kaynağı olduğu anlatılan ve liselerde 1931-1939 yıllarında ders kitabı olarak okutulan 4 ciltlik Türk Tarihinin Ana Hatları adlı eserin yazılması için Türk Tarihini Tetkik Cemiyetini görevlendirdi…

Atatürk’e göre Avrupa uluslar topluluğunun fiziki sınırlar dışında, bu sistemin üstünlüğüne karşı mücadeleler mutlaka ulusçu nitelikte olmalıydı…

Atatürk’ün amacı ulusal ve savunulabilir sınırlar dâhilinde bir Türk ulus-devletini kurmak için batının arzularının tam aksine ırkçı olmayan kavrayıcı bir Türk milliyetçiliğini öne çıkarmaktı ve bunun temellerini attı…

Bugün Atatürk milliyetçiliği olarak telaffuz ettiğimiz kavrayıcı ulus-devlet milliyetçiliği; din ve ırk ayrımından uzak, ortak yurttaşlık temelinde olan vatan milliyetçiliğidir. Tarihten gelen vicdani Türk milliyetçiliğinin Batının istediği ırkçılıktan arınıp Atatürk çizgisinde yeniden ete, kemiğe bürünerek vücut bulduğu orijinal halidir.

Bu milliyetçiliğin ana felsefesine göre; ortak mazi, lisan, ahlak, kültür ve hukuk Türk Milletini oluşturan temellerdir…

Atatürk'e göre,

“Millî hudutlar içindeki "Türk Milleti'ni, etnik kökenlerine göre ayrıştırmak birkaç düşman aleti beyinsiz, mürteciden başka hiçbir millet ferdi üzerinde üzüntüden başka bir tesir bırakmamıştır".

“Türk milletini etnik unsurlara ayrıştırma çabaları, milletin toplumsal düzenini bozmaya yönelik, bozguncu, alçak, vatansız ve milliyetsiz beyinsizlerin saçmalamalarındaki gizli ve kirli emellerdir”.

Bizlerin milliyetçilik anlayışı; köklerini 4.000 yıllık Türk tarihinden alan, yıllar içinde savruldukça harman yerinde zenginleşen, zenginleştikçe kardeşlik duygusu ile birbirine sarılan, hiç kimseyi dışlamayan vicdani ve insani Atatürk milliyetçiliğidir…

Anayasanın ikinci maddesinde ifade edilerek teminat altına alınmıştır ve ortadan kaldırmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

Atatürk milliyetçiliğinde tanımlanan millet kavramı ise “dil, kültür ve ülkü birliği ile birbirine bağlı vatandaşların teşkil ettiği siyasî ve içtimai heyettir. Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türk halkına Türk milleti denir" şeklindedir…

Bu yüzdendir ki; “Ne mutlu Türk’üm diyene…”

Dr. Vecdet Öz