Aziz Türk Milleti

“Aziz Türk Milleti”

Biliyorum Çok Uzun Yazilari Okumayi Pek Sevmiyorsunuz..!

Sizlerden Ricam Eğer Ülkenizi Seviyor Ve Yillardir Olanlara Bir Anlam Veremiyorsaniz Bir Defaya Mahsus, Uzun Ancak Okuduğunuza Değecek Olan Bu Yaziyi Lütfen Sabirla Ve Sonuna Kadar Okuyunuz…!

Bu Yaziyi Okuduğunuzda Türkiye’nin Sorunlarinin Artik İlmi Yöntemler Göz Ardi Edilerek Klasik Yöntemlerle Çözülemeyeceğini De İdrak Edeceksiniz!.

Yillar Önce Bizlerin De Rahmetli Vali Recep Yazicioğlu Başkanliğinda Çok Sayida Akademisyen, Emekli Asker Ve Emekli İstihbaratçidan Oluşan Bir Heyetle Yaptiğimiz Çalişmalar Ve Koyduğumuz Teşhisler Biraz Sonra Okuyacağiniz Prof Dr Kerem Doksat Hocanin Yazisinda Belirttiği Tespitlerle Bire Bir Örtüşmektedir.

Bizler Ayrica Yillar Önce Bu Yazida Da İfade Edilen İlmi Tespitlere İlişkin Bilimsel Çözümlerde Üretmiş Ve Yapilmasi Gerekenler Konusunda Bir De Hazirlik Yapmiştik. Hatta Bu Çözümleri Hayata Geçirmek İçin Bir Parti Kurma Karar Bile Vermiştik; Bu Partinin Adi Adalet Partisi Olacakti! Ancak Ne Yazikki Recep Yazicioğlu’nu 8 Eylül 2003’de Faili Meçhul Bir Kazada Kaybedince Projeyi Askiya Aldik. Daha Sonra Aradan 13 Yil Geçti Ve Tüm Engellemelere Rağmen Yarim Kalan Projemizi Tamamlayarak Adalet Partisi’ni Kurduk Ve Allah Nasip Ederse Ükeyi İçinde Bulunduğu Durumdan Kurtaracağiz.

Bugün Ülkemiz Dişaridan Bulaştirilan Tahrip Gücü Yüksek Bir Emperyal Virüsün Yol Açtiği Amansiz Bir Hastaliğin Pençesinde Kivranmaktadir. Ne Yazik Ki Bu Bir Psikolojik Savaştir Ve Artik Basit Politakalarla, Primitif Siyasi Yöntemlerle Çözüm İmkani Da Olanaksizdir.

Ülkemizde Yaşamin Her Alanini Tahrip Etmeye Yönelik Olan Bu Felaketin Ve Buna Araci Olan Mevcut Siyasi Yapinin Acilen Türk Milletine İlmi Çözüm Yöntemleriyle Birlikte Anlatilmasi Gereklidir. Burada Başta Vatansever Basin Mensuplari Olmak Üzere Hepimize Büyük Bir Görev Düşmektedir. Ne Söylemek İstediğimi Daha İyi Anlamak İçin Şimdi Gelin Ünlü Psikiyatr Prof Dr Kerem Doksat Hocanin Yazisina Bir Göz Atalim!..

…..

‘Refleks Kirilmasi’

Bilirsiniz, Ünlü Rus Fizyolog Pavlov, Köpeklerine Et Verirken Zil

Çalinca Ve Bunu Çok Kez Tekrarlayinca, Zil Sesini İşittiğinde Et

Görmeden De Hayvanin Salyasi Akmaya Başlar.

Bu, “Şartli Refleks”tir.

Hayvanin “Tabiatinda Olmayan” Bir Uyaran (Zil Sesi), Onu “Tabiatinda

Olan” Eti Görmüş Gibi Heyecanlandirmaktadir.

Eğer Sürekli Olarak Zil Çalar Ama Hiç Et Göstermezseniz, Bir Süre Sonra Şartli Refleks Söner.

Devamin Sağlanmasi İçin Arada Bir Et Gösterilerek Refleks

Pekiştirilmelidir.

Hiçbirimiz Dünyaya Türk, Meksikali, Sünni Veya Katolik Olarak Gelmeyiz.

Bunlar Bize Öğretilen Değerler, Bir Başka Deyişle, Şartli Reflekslerdir.

Eğer Pekiştirilmezlerse, Zamanla Sönerler.

Bir Gün Pavlov’un Enstitüsünü Su Basar. Köpeklerin Bir Kismi Boğulur, Bir Kismi Da Günlerce Korkuyla Titreşir Çünkü Ölümden Zor Kurtulmuşlardir.

Kurtarilabilenler Tekrar Enstitüye Toplanir.

Pavlov Zil Çalar, Köpeklerde Tik Yoktur.

Şu Müthiş Sonuca Varir Pavlov:

“Ağir Travmalar, Şartli Refleksleri Ortadan Kaldirmaktadir.

Hayvan En Doğal, En İlkel Durumuna Geri Dönmektedir. “

Bir Yandan Her Gün Güneydoğu Şehitleri İçin “Kanlari Yerde Kalmayacak” Denmesine Rağmen Kanlarin Sürekli “Yerde Kalmasi”,

Bir Yandan “Ergenekon” Denilerek Büyük Bir Çoğunluğunun Tek Suçu

“Atatürk’ü Sevmek” Olan İnsanlarin Sabaha Karşi Evlerinden Alinarak

Hapse Atilmalari,

Bir Yandan Araba Yakip Polise Taş Atarak Gelişen Etnik Kalkişmalar…

Hepsini Toplarsaniz, Temel Güvenlik Duygusunun Artik Zaten Ortadan

Kalktiğini Görürsünüz.

Pavlov’un Köpeklerindeki Gibi, Ağir Travmalarla Bizim De Şartli

Reflekslerimiz (Milli Duygularimiz Ve Tepkilerimiz) Kiriliyor. Emperyalistler Sinsi Savaşlarinda Psikoloji Bilimini Kullanirlar.

Mesela Ermenilerle Türkler Arasinda Ulusal Bir Düşmanlik Mi Var, Orada Psikiyatrist Vamik Volkan Girer Devreye Ve Bu Düşmanliğin Kökenlerini “İnceler”.

Burada Izlenen Yol, Abd’nin Tehdit Olarak Gördüğü Uluslarin Ulusal

Bilinçlerinin, Tarihlerinin Ve Benliklerinin Sorgulanmasi,

“Aşindirilmasi” Dir.

Kisacasi, Milli Duygunun Yok Edilmesidir Etnik Psikiyatrinin Görevi.

Bir Ulusun Ulusal Bilincini, Ulusal Duygusunu Ve Reflekslerini Nasil Yok Edersiniz?

Bunun Denenmiş, Sinanmiş Bir Yöntemi Vardir:

“O Ulusun Tarihsel Varliğini Sorgulamaya Açarsiniz”.

Yani O Ulusun Tarihini Yeniden Tartişirsiniz.

Mesela Türkler Kendilerini Kahraman Bir Ulus Olarak Mi Görüyorlar?

Onlara Ne Kadar Korkak Bir Ulus Olduklarini Göstermek Gerekir.

Ya Da Türkler Atatürk’ü Çok Mu Yüceltiyorlar?

Onlara Atatürk’ün Ne Kadar Siradan Birisi Olduğunu Göstermelisiniz.

Farkindaysaniz Son On Yildir Tam Da Böylesi Bir Dönemden Geçiyoruz.

“Demokratlik” , “Tartişma Kültürü” Adina Neyi Tartişiyoruz Ve Bizden Neyi Kabul Etmemiz İsteniyor?

Diyorlar Ki, “Siz Soykirimci Bir Milletsiniz! Ermenilere Soykirim Uyguladiniz …”

Biz Diyoruz Ki, “Hayir, Uygulamadik !”

O Zaman Deniyor Ki: “Tamam, Madem Uygulamadiniz, Bunu Tartişalim, Öyle Sonuca Varalim”.

Size Mantikli Geliyor, “Nasilsa Suçlu Değiliz, Tartişmadan Galip

Ayriliriz” Diyorsunuz.

Ama Tartişma Masasi Kurulduğunda Eşit Bir Tartişma Şansi Olmadiğini Görüyorsunuz.

Bakiyorsunuz, Tüm Televizyonlar, Gazeteler, “Aydinlar” Sizin Ermenileri Katlettiğinizi Yaymaya Başliyor. Kanitlari Var Mi ?

Elbette Yok.

Ama Yalan Bir Kez Yayildi Mi Ve Yalani Söyleyenlerin Sayisi Da Yeteri

Kadar Çok Oldu Mu, Gerçeğin Sesi Baskilaniyor.

“Hayir” Diyorsunuz, “Gerçekleri Bir De Biz Anlatalim”,

Ama Anlatamiyorsunuz Çünkü Tüm Propaganda Kanallari Size Kapatilmiş Durumda.

İşte O Zaman Anliyorsunuz “Tartişmaya Açmak” Denilen Tuzaği.

Bu Sürecin Sonunda, Ulusal Gururu Ve Hassasiyetleri Yüksek İnsanlar Bile “Acaba” Demeye Başliyor, “Acaba Gerçekten Ermenileri Biz Mi Katlettik ?”.

“Ulusal Benlikte İlk Kirilma” Yaşaniyor…

Psikolojik Harbin Etkisi Büyük Bir Hizla Bu Şekilde Yayiliyor.

Sira Kürtlere Geliyor.

Sizden Tartişmanizi Istiyorlar.

Tartişma Başliyor Ve Yine Kaybediyorsunuz.

Bir Düşünün Lütfen, Son Dönemde Neleri Tartişmaya Açtik Ve Şimdi Neredeyiz:

Bugün Misak-i Milli’yi Pek Önemsemiyoruz.

Kirmizi Çizgileri Umursamiyoruz.

Türk Dilinin Önemi Kalmamiş.

Bu Ülkede Federasyon Da Olabilir, Ermenilerden Özür De Dileyebiliriz,

Kürtlere “Biraz” Toprak Da Verebiliriz.

Kisacasi, Ulusal Varliğimiza Ait Hayati Her Alanda Kaybetmiş Durumdayiz.

Sirada Ne Var ?

Atatürk Var Elbette…

Çünkü Önemli Olan, Ulusal Önderleri Yok Etmek.

O Halde, Onun Ne Kadar Zalim Bir Diktatör Olduğunu Tartişalim.

Onun Zaaflarini Tartişalim.hatta Onun Anasini Bile Tartişalim.

Evet, Emperyalistlerin Gündeminde Bu Bile Var.

“Tartişin” Diyorlar,

“Biz Sizinle Önderinizin Anasini Tartişmak Istiyoruz Sonra Sira Sizin Ananiza Da Gelecek Elbette. Hepinizinkine Gelecek… İşte Psikolojik Harp Budur Arkadaşlar…”

Şimdi Yillar Öncesine Gidelim. Mondros Imzalanmiş. Düşman Askerleri İstanbul’a Çikartma Yapiyor. Milyonlarca Türk, Sadece İzliyor ! Demek Ki Önemli Olan İlk Adim: “İşgali İzlettirebilmek” Miş. Ama Ayni Zamanda Bir De Masa Konuyor Ortaya: “Tartişacaksiniz”.. .. Tartişma Masasinda Bizim Sadrazam Efendi Emperyalistlere Yalvariyor, “Biraz Aciyin” Diye. “İzleyerek”, “Tartişarak” Nereye Varabilirsiniz ?

Emperyalistler Şu Anda Da Beyinlerimize Ve Yüreklerimize Yüzyilin Çikartmasini Yapiyor.

Mehmet Akif, Çanakkale İçin Ne Diyordu ?

“Şu Boğaz Harbi Nedir, Var Mi Dünyada Bir Eşi ?

En Kesif Ordularin Yükleniyor Dördü Beşi

Tepeden Yol Bularak Geçmek İçin Marmara’ya

Kaç Donanmayla Sarilmiş Ufacik Bir Karaya”…

Çikartma Sürerken Iki Tavir Vardir Alinabilecek.

Birincisi Şu:

İstanbul’da Işgalcileri Karşilayan Ve Onlardan “Tokat Yiyen” Bir Osmanli Paşasi Olabilirsiniz Veya Dolmabahçe’den Çikartmayi İzleyen Bir Padişah.

Belki De Evinin Perdelerini Kapatan Siradan Ve Suskun Bir Türk.

Ama Aslinda Hepsi Ayni Kapiya Ve Ayni Kişiliğe Çikar:

“İzlersiniz !”

Her Şeyi…

Ya Da Ilk Kurşunu Atan Hasan Tahsin Olursunuz.

Hasan Tahsin’e Kadar Bu Ülkede Düşmana Hiç Kurşun Atilmadiğini Bilmek Ne Kadar Utanç Vericidir Aslinda.

Hasan Tahsin’i Ne Kadar Taniyoruz ?

Onu “Hasan Tahsin” Yapan Nedir ?

“İlk Kurşun”dan Önce De Kurşun Atmiştir Bu Kahraman Adam.

Hasan Tahsin Avrupa’dadir Ve Bir Filme Gider. Filmde Türkler

Aşağilanmaktadir.

Hasan Tahsin Bu Filmi İzlemez, “Önce İzleyeyim, Sonra Eleştireyim” Demez.

Çikarir Silahini, Ateş Eder Beyaz Perdeye.

Film De Orada Biter !

Hasan Tahsin’in İnsani Ve Siradan Yanidir Bu.

Hiçbir İnsan Kendisine, Anasina, Babasina, Milletine, Bayrağina

Küfrettirmez.

En Basit İnsan Gerçeğidir Bu.

İlkokulda Bir Çocuğun Anasina Küfretmeye Kalkarsaniz, Sizinle “Anasinin Durumunu” “Tartişmaz”.

Bunun Cevabi, Suratiniza Yiyeceğiniz Bir Yumruktur.

Çünkü Çocuğun En İnsani Ve Siradan Yanidir Bu. Ergenekon, Ermeni Sorunu, Kürt Açilimi Ve Can Dündar’in “İnsani” Denilen “Mustafa” Belgeselinin Bam Teli “Burasidir”. ..

……

Şimdi Anladinizmi Adalet Partisi’nin Yola Çikma Amacini!.

Yazimizin Başinda Da Belirttiğimiz Gibi Bir Ülkenin Başina Gelebilecek En Büyük Felakete Maruz Kaldiğimiz Bu Süreçte Ürettiğimiz Bilimsel Çözümleri Uzman Bir Heyetle Birlikte Hayata Geçirmektir Maksadimiz!.

Vatanini Seven Herkesin Bu Heyete Destek Vermesi Ulvi Bir Görevdir..

Bizler İçin Mevzubahis Olan Siyasi İkbal Değil Vatanin İstiklali Ve Evlatlarimizin İstikbalidir..!

Saygilarimla

Dr. Vecdet Öz

Adalet Partisi

Genel Başkani